Yaşamdan Bıkmış Bir Antik Mısırlı

Kültür ve Sanat - 07 Haziran, 2021 - Okuma Süresi: 3 Dk.

07 Haziran, 2021

Yaşamdan Bıkmış Bir Antik Mısırlı

Antik Mısır'da yaşamış ve toplumdan uzak bir adamın ruhuyla yaptığı konuşmalar içerir. Bu kişi ruhu ile intihar üzerine konuşuyor, yalnız olduğunuzdan yakınıyor.

Günümüzde gerek yaşantımızdan, gerek kısıtlamalardan sıkılmış bireyler olarak yalnız değiliz. Evet, dünya tarihinde yalnız değiliz. Nitekim MÖ 3000'lere dayanan Mısır'da böyle bir adam, sıkıntısını. tükenmişliğini dide getirmiştir. 

Berlin Kütüphanesi'nde muhafaza edilen bir papirüste, bu adamın ruhuyla yaptığı konuşmalara tanık oluruz. Kendisi intihar etmek istemektedir. Çünkü dünyadan ve içinde bulunan her şeyden sıkılmıştır. Üstelik yalnızdır. Kendini arkadaşlarından ve akrabalarından soyutlamıştır. Bir nevi Aylak Adam'ın temelini oluşturmuştur diyebiliriz.

Antik Aylak Adam, bu papirüste toplumun bozulmuş ve tatmin edilemeyen vaziyetini eleştirir. MÖ bile insanların tatmin edilemeyen varlıklar olduğuna bir kez daha tanık oluruz.

Birkaç alıntısına bakalım.

"Alçakgönüllü olan toprağa gider ( yok edilir) ve cüretkâr olansa her yerde kendi yolunu yapar. Yüzünde nazik bir ifade taşıyan kişi perişan halde, her yerde iyiler alçakça muamelelere maruz kalıyorlar."

"Hiç kimse sahip olduğu şeylerden tatmin değil...Büyük keder yüklüyüm, bir tane bile gerçek arkadaşım yok. Kötülük ülkeyi işgal ediyor ve bunun sonu yok."

Bu serzenişler, iç dökmeler tanıdık geldi mi? Bir çoğumuzun sıkça kullandığı ifadelerin, yıllar öncesinde de kullanıldığını öğrenmek nasıl hissettiriyor? Ben kendi adıma söyleyebilirim ki, yeryüzünde söylenecek her şey söylenmiş olabilir.

Antik Aylak Adam, ruhuyla ölüm hakkında konuşuyor. İntihar ettikten sonra onu gömecek kimsenin olmamasından ötürü bazen vazgeçiyor, bazen ruhundan teselli istiyor. Öldükten sonra tüm sıkıntılarının ödüllendirileceği bir dünya tasavvur ediyor. Tüm bunları şiirsel bir dille ifade edişini şu satırlardan anlayabiliriz:

"Ölüm bugün karşımda duruyor, tıpkı yağmur sularıyla dolan bir dere gibi, savaş gemisinden evine dönen bir adam gibi. Ölüm bugün karşımda duruyor, tıpkı fırtınadan sonra parlayan gökyüzü gibi. Ölüm bugün karşımda duruyor, tıpkı yıllardır esir olan ve bir an önce yeniden evini görmek isteyen biri gibi."

Ruhu her ne kadar yaşamayı savunsa da Antik Aylak Adam'ın ölüm yanlısı ifadeleri daha ön plana çıkıyor. Çağımız gözüyle bakınca, bizden farksız olduğunu  görebiliyoruz. Sıkıntılarını dile getirişi bile nasıl bir çaresizlik içinde olduğunu hissettiriyor. O, yaşadığı çağda yalnız olmadığını bilmiyordu, fakat biz biliyoruz. 

Ruhunun, ona verdiği öğüdü ben de sizlere hatırlatmak istiyorum:

"Her gün mutluluğun peşinden git ve tasalanmayı bırak" 

Haftalığın PeP'te!

10'a giren her içerik ile 100 TL kazan!

En popüler yazar sen ol!

Okunma puanını artır, kazan!

Liderlik Tablosu'na göz at!

Bu haftanın en çok okunanları.

E-bültenimize abone ol!

Haftanın en popüler içerikleri, en çok kazananlar ve staj haberleri bültenimizde.

Gizlilik Sözleşmesi'nde belirtilen hüküm ve koşulları kabul ediyorum.