Sanatta Estetik Görüşler ve Psikoloji

Kültür ve Sanat - 25 Temmuz, 2022 - Okuma Süresi: 5 Dk.

25 Temmuz, 2022

Sanatta Estetik Görüşler ve Psikoloji

Sanatta felsefi estetik görüşlere ve sanatın insan psikolojisi üzerindeki etkisine dair neler biliyorsunuz? Gelin beraber inceleyelim!

Sanat akımları; sanatçıları, eserlerini yansıtırken ortak bir noktada birleştirir. Benzer teknikler ile eserlerini ortaya çıkan sanatçılar aynı akımın temsilcileri olarak karşımıza çıkarlar. Sanatta felsefi estetik görüşler ve yaklaşımlar başlığı altında temsil, dışavurumculuk, biçimcilik, ahlaki ve dini fikirlerin iletişimi, sembolik iletişim, enstrümantalizm ve kurumsalcılığa birlikte kısa bir göz atalım.

1. Temsil (Taklit, Gerçekçilik, Mimesis)

Aristoteles, sanatın temelinin temsil olduğunu düşünen ilk kişidir. Fakat ondan önce Platon'da sanatta bulunan her şeyin idealar dünyasında bulunduğu ve iyi ve kötü taklitlerin olduğu görüşündedir. Aristoteles sanatın tabiatta eksik olan şeyleri tamamladığını ifade etmektedir.

Alman filozof Alexandre-Gottlle Baumgarten ise sanatın ve sanatçının amacının tabiatı taklit etmek olduğunu ileri sürmektedir. Ona göre bunun sebebi ruh ve maddenin bütünleşmiş olmasıdır.

H.Koch, maddeci ve estetikçi olarak bilinmektedir. Sanat ona göre özel bir gerçeğin yansımasıdır. Bu yansıma biçimini şekillendiren şey ise toplumsal değerlerdir.

Bazı sanat dallarında taklit ağır basarken (örneğin heykel, resim vb.), bazılarında ise (edebiyat gibi) hayal gücü taklidin ötesindedir.

2. Dışavurumculuk (Duygusalcılık)

Doğa olduğu gibi değil, duygular ve iç dünya ile harmanlanarak esere aktarılır. Dışavurumculuk; Naturalizm, pozitivizm ve empresyonizm akımlarına karşı olarak ortaya çıkmıştır. Dışavurumculukta sanatın amacı sanatçının hissettiklerinin, iç dünyasının ve duygularının renkler ve çizgilerle açığa çıkmasıdır. Edvard Munch’ın Çığlık tablosu, Vincent Van Gogh’un eserleri örnek verilebilir.

Sanatta Estetik Görüşler ve PsikolojiSanatta Estetik Görüşler ve Psikoloji

3. Biçimcilik

Biçimcilik, bir sanat eserinde yalnızca şeklin önemli olduğunu savunur. Anlam ve içeriğe önem vermez; renk, çizgi, şekil ve doku önemlidir. Bu anlayışa göre bir sanat yapıtını anlamak için gereken her şey yapıtın kendisindedir.

4. Ahlaki ve Dini Fikirlerin İletişimi

Bu görüş sanatın amacının dini ve ahlaki bilgileri yansıtmak olduğunu ileri sürer. İyi sanat eseri ahlaki ve dini mesajları destekler, neyin doğru neyin yanlış olduğunu açıklar. Sanat eseri açık bir mesaj iletir ve istenilen temel değerleri insanlara ulaştırabiliyorsa o eser başarılıdır.

5. Sembolik (Sözsüz) İletişim

Sanatın özünde sembolik iletişim vardır. Jestler, beden dili ve yüz ifadeleriyle beraber eserlerde istenilen duygular verilebilir. İyi bir sanat eseri, insanlara açıklamak istediği şeyi bu yollarla iletebilir.

6. Enstrümantalizm

Bu kuram, doğada gözlemlenemeyen nesne ve süreçlere ilişkin bir yargıda bulunulamayacağını söylemektedir. Yani bir sanat eserinden her insan farklı çıkarımlar yapabilir. Bu onun yaşam deneyimleri ve gelişimiyle bağlantılıdır. İyi bir sanatın bir amaca hizmet etmek için önemli bir araç olduğunu savunur.

7. Kurumsalcılık

Bu kuramın temellerini 1964’te Arthur Danto, Andy Warhol'un Brillo Kutuları adlı eseriyle atar. The Artworld (Sanat Dünyası) adlı makalesinde bir şeyin sanat eseri olarak kabul edilebilmesi için belirli özelliklere sahip olduğunu söylemiş, sanat teorisi ve sanat tarihi bilinci gibi kavramların gerekli olduğundan bahsetmiştir.

Sanatta Estetik Görüşler ve Psikoloji

Sanat, Sanat Eseri ve İnsan Psikolojisi

Kişinin esere karşı yoğun hisleri varsa, sanatçının hislerini anlayabilir. Bu kişilik özelliği olarak empati durumunun da artmasını sağlar. Empati durumunda artış, duygusal açıdan istikrar sağlayabilir.

Sanat eserinde anlatılmak istenen fikri anlayan insan, kendisini esere dolayısıyla da sanatçının hislerine yakın hissedebilir. Fakat sanat eseri, dini ve ahlaki değerleri anlatma boyutuna geçtiğinde bu insanlar arasında anlaşılmazlığa ve ayrımcılığa neden olabilir. Dini ve ahlaki fikirlerin iletişimi konusunda neyin doğru neyin yanlış olduğu açıklandığı için başkalarına yanlış gelen bize doğru gelebilir. Ve bu durum insanların eserden uzaklaşmasına sebep olabilir. Eserde yanlış düşünüyor olduğu fikrini benimseyen insan, kendisini daha kötü hisseder ve içine kapanır. Bu durumda nörotizm özelliği yoğunlaşır ve kişilerde kaygı ve depresyon görülebilir. Kişilerin kendi potansiyellerini sıklıkla küçümsediği ve karamsar oldukları görülür.

Sanat eserlerindeki jest ve mimikler genel olarak ortak duyguları anlamamızı sağlarken bazı davranışlar farklı kültürlerde farklı yorumlanabilir. Bu da eserin anlaşılabilirliğini zorlaştırır. Örneğin kafayı sağa sola sallamak Arnavutluk ve Bulgaristan gibi ülkelerde evet anlamına gelirken, kafayı aşağı yukarı sallamak hayır anlamına gelmektedir. Bu gibi durumlar eserlerde yer alırsa farklı insanlar tarafından farklı anlaşılacaktır. Dolayısıyla eser, anlatılmak istenileni anlatamayacak ve anlatım bütünlüğü bozulacaktır. Bu durumda çoğunluktan farklı algılayan, azınlığa dahil olan insan kendini dışlanmış ve yalnız hissederek içine kapanır, kendin toplumdan geri çekerek daha çaresiz ve depresif hissetmeye başlar. Bu dışlanan kişiler topluma öfke duyarak kendilerine ve çevrelerine zarar verici davranışlar geliştirebilir veya yeniden kabul görmek için uyumlu davranışlar göstermeye başlayabilirler. Uyum sağlayan kişiler kendilerinden ödün verdikçe benlik saygılarında düşüş de gözlenebilir.

Haftalığın PeP'te!

İlk 15'a giren her içerik ile 200 TL kazan!

En popüler yazar sen ol!

Okunma puanını artır, kazan!

Liderlik Tablosu'na göz at!

Bu haftanın en çok okunanları.

E-bültenimize abone ol!

Haftanın en popüler içerikleri, en çok kazananlar ve staj haberleri bültenimizde.

Gizlilik Sözleşmesi'nde belirtilen hüküm ve koşulları kabul ediyorum.