Yeni Dünyada Odaklanmak

Yaşam Tarzı - 04 Nisan, 2022 - Okuma Süresi: 11 Dk.

04 Nisan, 2022

Yeni Dünyada Odaklanmak

Son zamanların en önemli sorunlarından biri ile ben de büyük bir uğraş içindeyim: ODAKLANMA. Tamamen çözemeyeceğimi bildiğim bu sorunu azaltmak için küçük adımlar atmaya karar verdim. Bu yazımda da daha iyi odaklanmak için yapabileceğimiz o küçük adımlardan bahsettim. Birlikte inceleyelim!

Son zamanların en önemli sorunlarından biri ile ben de büyük bir uğraş içindeyim: ODAKLANMA. Beni tanıyan insanların sıklıkla yüzüme vurduğu, normalde de fazlası ile muzdarip olduğum bir olay aslında bu. Kendimi çok güzel ifade ettiğimi ve hitabımın çok kuvvetli olduğunu dile getirseler bile cümlelerimi çoğu zaman yarım bıraktığımdan, bir konuyu bitirmeden diğer konuya atladığımdan yakınan birçok insan tanıyorum. Bunu düzeltmek için ne kadar çok uğraşsam da bir sonuca varamadım ne yazık ki. 

Rayından çıkan bu dünya düzeninde giderek kısıtlanan hayatlarımızda aynı tekrarları yaşamaktan artan bir sorun halini aldı odaklanmak bana göre. Hiçbir şey yapmaz ama yine de kimseye de vakit ayıramazken buldum kendimi. Hiç zamanımın olmadığını sıklıkla dile getiriyorum ve aslında elimde telefonla bomboş oturuyorum. Yapmam gereken şeyler bir tarafta beni beklerken artan anksiyetem ile giderek daha fazla endişelendiğimi gözlemledim. Ben de odaklanabilmem için küçük çaplı bir araştırma yaptım. Bunu uygulamam için de en sevdiğim şeyi yapmaya karar verdim, yazmak. Ve tabii ki sizlerle paylaşmak.

Öğrendiğim ufak tefek şeyleri not alarak kendime uygun olanları seçebileceğimi düşünüyorum. Bir anda büyük bir gelişme kaydedemesem de hayatımdan çok beynimi bir düzene sokmak uzun vadede daha çok işime yarar gibi geliyor.

Öncelikle en çok karşılaştığım şeyleri paylaşmakla başlayayım. Herkesin bildiği ve küçümsediği ama aslında büyük etkiler yarattıklarını düşündüğüm püf noktalar. Masanızda güvende hissedin, üzerinde az eşya bulundurun, dikkat dağıtıcı şeyleri uzaklaştırın… Bunlar zaten hepimizin en çok çalışmama bahanesi olarak kullandığı ana şeyler. Çalışmaya başlamadan önce dakikalarca oyalanılan ve sonrasında asla masaya oturamadığımız küçük ayak işleri. Yani aslında hepimizin denediği ama asla tam olarak yeterli olmayan noktalar. Daha küçük ama etkili olabilecek şeyleri inceleyelim birlikte.

ÇALIŞMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE

Birçok uzman görüşü çalışmaya başlamadan önce kendimizi ikna etmemizi istiyor. Bence biraz haklılık payları var. Masaya oturup bir şey yapmadan önce kendinizi çalışmaya hazırlamak işe yarayabilir. Bunun için nefes egzersizi öneren bile var. Her seanstan önce ‘derin nefesler’ alıp vererek kararlılığınızı arttırıyormuşsunuz. Yani denenebilir gibi. Ne kaybedebiliriz ki?

Çalışmaya başlamadan önce yapılabilecek en önemli ikinci madde (bana göre) gerçekten ayrıntılı çalışma planı yapmak. Bu planları günlük düşünün ama mesela ‘Bugün X dersini çalış.’ şeklinde değil. ‘Bugün 250-290 sayfaları arasındaki Y konuyu çalış ve sonrasında aldığın küçük notları tekrarla.’ gibi. Böyle bir planın kararlılığa daha etkili olduğu ve yapmasının daha eğlenceli olduğunu iddia ediyor bilim adamları.

Bu başlığa uymuyor belki ama hedeflerden bahsetmek istiyorum biraz da. Sonuç odaklı hedeflerden çok "süreç odaklı" hedefler koymanın sağlamlığı dile getirilmiş. Sonuç odaklı hedeflerin, insanın elinde olmadan değişebileceği ve bu durumun da motivasyonu azaltacağını iddia ediyorlar. Süreç odaklı küçük hedefler ise bizi daha çok ayakta tutabilir. Bu durumu örneklendirmek gerekirse: "X üniversitesinde ortodonti asistanı olmak." bir kişinin en büyük hedefi olabilir ama bunun yerine "Sınava girdiğimde kendimi, kendime inanacak kadar özgüvenli hissetmek istiyorum." cümlesini kullanmak ise o kişiyi daha uzun vadede taşıyabilir. Yani bahsetmek istediğim şey beni sonuçtan çok sonuca varmadaki sürecin tatmin etmesi. Başarısız bile olsam süreç o kadar tatmin edici olmalı ki başarısızlığım beni geldiğim noktadan dibe çekememeli. Bu biraz benlik de olabilir, bence istekler ve tercihler değişebilir ama duyguların yıkıcılığı değişmez. O güvensizliğin verdiği hissi yaşamamak süreç odaklı hissettiriyor beni.

ÇALIŞMA SIRASINDA

Asıl olay burada başlıyor sanırım. Ben bu aralar telefona yapışık geziyorum. Hatta uzun zamandır odaklanarak yaptığım ilk şey bu yazıyı yazmak. Büyük bir kararlılıkla başlanan çoğu şey anlık bir dalgınlıkla son buluyor. Ve bu küçük araştırmam sırasında korkunç bir şey öğrendim. Küçük bir dikkat dağınıklığından sonra tekrar odaklanmak için gereken süre ne kadarmış biliyor musunuz? "23 DAKİKA 15 SANİYE"

1 saat ders çalışmak istediğini ve iki defa dikkatinin dağıldığını düşün. Sanırım bu nedenle tüm günüm elimde telefonla ya da bir şeylere odaklanma çabası ile geçiyor.

Çalışırken dikkatiniz dağılmak üzere olduğu anda yapabileceğiniz iki şey buldum. Birini çok beğendim ama ikisi de işe yarar gibi geldi.

Not alın:

Diyelim ki ders çalışıyorsunuz ve aklınıza Twitter geldi (ki şaşırtıcı olmaz, ben orada yaşıyorum resmen). Eğer telefonu elinize alıp bakarsanız bir daha odaklanamazsınız. Bunun için küçük bir kağıt bulundurun ve her aklınıza geleni not alın. Oluşan listeyi mola verdiğinizde yapmak size hem planlı hem de kararlı hissiyatı verecektir. Ayrıca bu şekilde bir kayıt bize artan odaklanma süremizi de gösterecektir. Başlarda durmadan aklımıza küçük ayrıntılar geliyorken giderek azalan bir tablonun motivasyon sağlayacağını düşünüyorum. Ben bu metodu sevdim.

10’a kadar say: Bu biraz klasik gibi ama mantık aynı aslında. Odaklanmaya devam etmemizi sağlıyor. Bizden bir şey götürmeyecek bir seçenek. Neden denemeyelim? 

Odaklanma anında kalmayı en çok etkileyenin telefon olduğunu hepimiz kabul ediyoruz bence. Bununla ilgili 2 uygulama keşfettim. Onlara da bakalım.

Forest: Bu ağaç dikme uygulamasını hepiniz biliyorsunuzdur. Doğrusu beni böyle yapay şeyler pek cezbetmiyor. Realistik bir yapım var ama oyun oynama tarzı bu uygulamayı sevebilirsiniz belki.

Freedom: Asıl beğendiğim uygulama bu. Odaklanma sürenizde istediğiniz uygulamaları engelliyor ve böylece onlara giremiyorsunuz. Bence kendine söz geçiremeyenler için temelde hoş bir mantık. Ama ben özgürlüğüme düşkün olduğum için bu da bende ters tepecektir. Yine de çok çaresiz kalındığında denenebilir diye düşünüyorum.

Şimdi de bana oldukça komik gelen bir yöntemden bahsedeceğim. Bazı uzmanlar izlenmenin çalışma üzerinde etkili olduğunu düşünüyor. Bu nedenle çalışırken bilgisayarınızın kamerasını açıp kaydederseniz daha olumlu sonuçlar alabileceğinizi iddia ediyorlar. Bir arkadaşınızla çalışmak gibi. Bence olay dıştan gözükenden çok beyine olanlar ama başlarda odaklanma için tercih eden olabilir. Kendim için uygulayacak olursam da bence şöyle olur, kendimi incelemekten ders çalışamam. Ben kendimi gözetleyemem yani çocuk kandırmıyoruz, olay bu kadar basit olsaydı odaklanmakta zorluk çekmiyor olurdum. Ama bunu seven ciddi bir insan kitlesi olmalı ki uygulaması bile var. EVET YANLIŞ DUYMADINIZ. Daha da korkuncu bu uygulamada gerçek biri seni izliyor. FOCUSMATE adındaki bu uygulamada saat ve süre belirliyorsun. Mesela salı günü için 50 dk’lık bir toplantı gibi düşünün. O saatte bir insanla meet tarzı görüntülü bir toplantı açılıyor ve birbirinizi kontrol ederek ders çalışıyorsunuz. Eğer kalkar gidersen seni uygulamaya şikayet ediyor. Yani bu uygulama hangi amaçla kullanılır bilemiyorum ama benim zaten yapmakta zorlandığım bir işin tanımadığım biri tarafından izleniyor oluşu çok ürkütücü bence.

Bu yazı düşündüğümden uzun oldu biraz ama bahsetmek istediğim iki konu daha var. Biri ders çalışırken müzik dinlemek diğeri ise bir çalışma tekniği. Önce müziği inceleyelim finalde de çalışma tekniği ile konuyu kapatırız.

Ders Çalışırken Müzik Dinlemek

Bu hepimiz için yaralı bir olay bana göre. Eskiden matematik çözerken her şeyi dinleyebiliyordum ama artık müzik dinlerken başka hiçbir şeye odaklanamıyorum ne yazık ki. Müzik ağır basıyor. :) Müziğin beynin her iki tarafını da uyararak hafızayı geliştirdiğini ve odaklanmayı arttırdığını öne süren bilim adamlarımız var. Bağıra bağıra söylemek istediğimiz şarkılardan bahsetmiyorlar ne yazık ki. Klasik müziği bunun için öneriyorlar. Beynimizi açıyormuş. Bu zaten bilinen bir şeydi. Ama bunun dışında yine 2 uygulama buldum ders çalışırken kullanmak için.

Coffinity: Bu uygulamada bir kafedeki sesleri dinliyorsunuz. Bu şekilde yaratıcılık ve beynin işlevini arttırıyormuşuz. Bu uygulama Chicago Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre geliştirilmiş ve bu araştırma orta düzeyde arka plan gürültüsünün insanı daha yaratıcı hale getirdiğini belirtiyor. Düşününce kafe yüzü görmediğimiz pandemi ve karantina zamanları için bana mantıklı gelmişti. Evde kalmak zorunda olanlar ve çok sıkılanlar tercih edebilir.

Brain.fm: Odaklanmaya yarayan ve bunun devamlılığını sağlayan özel müzikler dinlettiriyormuş bizlere. Yazıyı okuduğum yerde kendisinde odaklanmayı %50 arttırdığını iddia ediyordu. Doğrusu benim de ilgimi çekti. Ezber yaparken olmaz ama genel çalışmalarda mantıklı olabilir.

POMODORO TEKNİĞİ

Bu tekniği ilk benden duymadığınızı biliyorum ama ben bu sefer gerçekten denemeye karar verdim. Yukarıda yazdığım birkaç şeyle birleştirdiğimde gerçekten etkili olabilecek şeyler çıkacağını düşünüyorum.

Mantık şu şekilde:

  • 25 dakika çalışma
  • 5 dakika mola

Bu şekilde 4 tur tamamladığında 30 dakikalık bir mola hakkın oluyor ama 2 saat verimli çalışmış oluyorsun. Dikkatini korumanı sağlıyor, telefona bakacak vakti veriyor. Tam benlik gibi geldi. Ben zaten 25 dakikadan fazla başka şeylerle uğraşmadan dizi bile izleyemiyorum.

Bunların dışında her gün çalışmayı bırakacağın bir saat belirlemenin de motive edeceğini düşünüyorlar. Beyninize dinlenmek için yeterli vakit sağladığınızı, bunun sürekli olmadığını anlatıyorsunuz.

Bu yazıyı biraz kendim için biraz da benimle aynı sorunu yaşayan sizler için yazdım. Bir anda masaya oturup tüm sorunlarımı çözecek şekilde odaklanmaya başlamayacağım tabii ki. Ama artık başından 10 defa kalkmadan ne film izleyebiliyorum ne de bir sayfa kitap okuyabiliyorum. Kendim için bir şeyler yapma vakti gelmişti. Hayatımıza verdiğimiz ‘kısa’ pandemi molası ben de dahil birçok kişinin hayata bakışını ve düzenini mahvetti, biliyorum. Hala daha bu düzeni geçirmeye çalıştığımız yorgan çarşafı gibi orasına burasına asılarak düzeltmeye çalışıyoruz. Ben bu yazı ile yorganın bir ucunu sizler için de kendim için de düzelttiğimi düşünüyorum. Umuyorum ki yorganın tamamını çarşafa sığdıracağız. Bir kere dünyaya geliyoruz.

Sevgiyle kalın! 

Haftalığın PeP'te!

İlk 15'a giren her içerik ile 200 TL kazan!

En popüler yazar sen ol!

Okunma puanını artır, kazan!

Liderlik Tablosu'na göz at!

Bu haftanın en çok okunanları.

E-bültenimize abone ol!

Haftanın en popüler içerikleri, en çok kazananlar ve staj haberleri bültenimizde.

Gizlilik Sözleşmesi'nde belirtilen hüküm ve koşulları kabul ediyorum.