Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Hayatı

Kültür ve Sanat - 20 Haziran, 2022 - Okuma Süresi: 6 Dk.

20 Haziran, 2022

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Hayatı

Bir imparatorluğun yıkılışına bir ülkenin de doğuşuna tanıklık etmiş bir Türk aydını olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun hayatına değindim. Keyifli okumalar!

27 Mart 1889'da Kahire doğumlu Yakup Kadri Karaosmanuğlu, 17. yüzyılın sonlarından başlayarak Saruhan Vilayeti denilen Aydın ve Manisa bölgesinde hüküm sürmüş Karaosmanoğlu sülalesindendir. Yakup Kadri’nin babası Abdülkadir Bey’dir. Yakup Kadri’nin annesi ise Mısır Hanedanı’nın bir üyesi olan İkbal Hanım’dır. İkbal Hanım, iyi eğitim almış ve üst tabakaya mensup bir hanımefendidir.

6 yaşındayken ailesinin Manisa'ya dönmesiyle, ilköğrenimine Manisa’da başlamıştır. Daha sonra İzmir İdâdîsi’nde okuduysa da bitiremeden babasının vefatı üzerine annesiyle Mısır'a dönmüştür. Yakup Kadri tıpkı Şevket Süreyya gibi çocukluğunda Mevlevi ve Bektaşi tarikatları ile tanışmış, yaz aylarında bu tarikatlara katılmıştır. Bektaşiliğe olan merakı annesi İkbal Hanım’ın ısrarları neticesinde sekteye uğramıştır. Bu durum göz önüne alındığında Yakup Kadri’nin edebiyatçı kimliğinin oluşmasında da şüphesiz annesi İkbal Hanım’ın etkisi yadsınamaz. İskenderiye’de Fransız Frerler Mektebi’nde ve İsviçre Lisesi’nde okuyarak orta öğrenimini tamamlamıştır.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Hayatı

II. Meşrutiyet’ten biraz önce ailesiyle İstanbul’a yerleşti. 1908’de Mekteb-i Hukuk’a kaydolarak üçüncü sınıfa kadar okudu. Yazarlığa sanat şahsı ve muhteremdir diyen “Fecr-i Âti” topluluğu arasında başlayan Yakup Kadri’nin kendi kendini arayışı ve sanatı tek bir amaç olarak görmesi Balkan Savaşı’na kadar sürdü. Savaşın dehşeti onda sanatın toplum hizmeti için kullanılması gerektiği yönünde bir değişikliğin kapılarını açtı.

Yakup Kadri, değişimini yıllar sonra şöyle dile getirecektir:

… ne vakit ki, Çatalca önüne dayanan düşman toplarının sesini ta yatağım içinden işitmeğe başladım, hisseder gibi oldum ki, hayatta benim yaptığım mücadeleden daha mühimleri vardır. Balkan Harbi'ni daha bir sürü millî felâketler takip etti. Ben gene 'Sanat şahsî ve muhteremdir' diyordum. Fakat onun yanı başında, hiç değilse onun kadar 'şahsî' ve 'muhterem' şeyler olabileceğini düşünmeğe başlamıştım.

Bu günlerden sonra Yakup Kadri sanatını toplum sorunları üzerine yoğunlaştırmaya başladı. Önce Peyam gazetesinde “Kadınlık ve Kadınlarımız” başlıklı yazılar yayınlamıştır. Ardından İkdam gazetelerinde siyasi nitelikli yazılarıyla Milli Mücadele Hareketini desteklemiştir. 1921 yılında M. Kemal’in daveti üzerine Ankara’ya gitti. Sakarya Savaşı’nın kazanılmasının ardından Mustafa Kemal’in verdiği görev üzerine tekrar İstanbul’a döner. Buradaki görevi, tıpkı Anadolu’da olduğu gibi bir Müdafaa-i Hukuk cemiyeti kurmaktır. Yakup Kadri artık sadece gazeteci ve edebiyatçı kimliği ile değil siyasi kimliği ile de artık karşımıza çıkmaktadır.

Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevli olarak Batı Anadolu’yu dolaşıp halkın acı ve ıstıraplarına yakından tanık olmuştur.

Tetkik-i Mezalim Komisyonu, Yunan kuvvetlerinin, Sakarya Meydan Muharebesi’nde yenilgiye uğratılmasının ardından, geri çekilirken köylere verdiği zararı rapor etmeye üzere kurulmuştur. Heyeti’nin başına Halide Edip vardır. Yakup Kadri’de burada görev almış yazarlardan biridir. Öte yandan, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun 1932 yılında yayımladığı Yaban adlı eseri de kendisinin Tetkik-i Mezalim Heyeti üyesi olarak, 1921’de Haymana, Mihalıççık, Sivrihisar ve civarında yaptığı incelemenin bir ürünüdür.

Cumhuriyetin ilanından sonra Mardin, Manisa milletvekili oldu. Cumhuriyet Ankara’sında görülen iktidara yaranma çabalarını, iktidar etrafında zenginleşen çevreleri, yozlaşmaya başlayan devrim; Yakup Kadri’yi yeni arayışlar içine itmiştir. Gençliğinden gelen sol eğilimleri, ulusalcılığı ve Batı karşıtlığı Kadro Dergisi’nde tam anlamıyla hayat bulacaktı.1932 yılında Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin'le birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı.

Ankara’da bulunan altı kişilik aydın grubun dergi çıkarma kararını vermelerindeki en önemli etkenlerden biri Şevket Süreyya Aydemir’in 1931 yılı başlarında Ankara Türk Ocakları Genel Merkezi’nde verdiği İnkılap ve Kadro isimli konferans olmuştur. Şevket Süreyya, bu konferansta inkılabın bitmediğini, halka tam manasıyla anlatılması ve aşılanması gerektiğini vurgulamıştır.

İsmail Hüsrev,  Kadro Dergisi’nin çıkış süreciyle ilgili:

Kadro’yu biz Şevket ve Vedat Nedim ile üçümüz düşündük. Şevket, Yakup Kadri ve Burhan Belge ile konuştu. Yakup, Kadri’de uygun gördü. Gitti, Atatürk’ten, İnönü’den izin aldı.

şeklinde dile getirmiştir.

Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935'te Prag, 1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi. Siyasi hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 1966 yılında Anadolu Ajansı yönetim kurulu başkanlığına seçildi. 13 Aralık 1974 tarihinde Ankara'da vefat etmiştir.

Eserleri

Roman: Kiralık Konak - Nur Baba - Hüküm Gecesi - Sodom ve Gomore - Yaban - Ankara - Bir Sürgün - Panaroma - Hep O Şarkı

Hikâye (Öykü): Bir Serencam - Rahmet - Milli Savaş Hikâyeleri

Mensur Şiir: Erenlerin Bağından - Okun Ucundan

Tiyatro: Nirvana - Veda - Sağanak - Mağara

Hatıra (Anı): Zoraki Diplomat - Anamın Kitabı - Vatan Yolunda - Politikada 45 Yıl - Gençlik ve Edebiyat Hatıraları

Monografi: Ahmet Haşim - Atatürk

Makale-Deneme: İzmir'den Bursa'ya - Kadınlık ve Kadınlarımız - Ergenekon - Alp Dağları'ndan ve Miss Chalfrin'in Albümünden

Haftalığın PeP'te!

İlk 15'e giren her içerik ile 100 TL kazan!

En popüler yazar sen ol!

Okunma puanını artır, kazan!

Liderlik Tablosu'na göz at!

Bu haftanın en çok okunanları.

E-bültenimize abone ol!

Haftanın en popüler içerikleri, en çok kazananlar ve staj haberleri bültenimizde.

Gizlilik Sözleşmesi'nde belirtilen hüküm ve koşulları kabul ediyorum.