Ya Pandora’nın Kutusu Hiç Açılmasaydı?

Kültür ve Sanat - 04 Temmuz, 2022 - Okuma Süresi: 5 Dk.

04 Temmuz, 2022

Ya Pandora’nın Kutusu Hiç Açılmasaydı?

Pandora'nın kutusu neden dünyaya gönderildi? İçinde neler vardı? Hiç açılmasa neler olurdu? Yunan mitolojisine meraklıysanız gelin Pandora’nın kutusu efsanesine bir göz atalım. İyi okumalar!

Yunan mitolojisine göre insanlığın dünyadaki ilk zamanlarında kötülüğün, hastalığın, acının olmadığı dönemlerde her şey insanlık için oldukça güzeldi. Prometheus, Zeus’tan kutsal ateşi çalarak insanlara vermesiyle tanınmaktaydı. Mitolojiye göre Tanrıların Kralı Zeus buna çok sinirlenmiş ve Prometheus’u cezalandırarak Kafkas dağlarında zincire vurmuştu. Bununla da yetinmeyip bir kartalı her Güneş doğduğunda Prometheus’un ciğerini yiyerek ona işkence yapması için görevlendirmişti. Prometheus Herkül tarafından kurtulana kadar bu işkence bir süre devam etmişti. Bu sırada insanoğlu ise Zeus’un ateşini kullanıp keyif sürmekteydi. Zeus’un öfkesi çalınan ateşi alanları cezalandırmadıkça dinmeyecekti. Tanrıları bir konseye topladı ve insanoğlu hakkındaki planlarından bahsetti. Herkes insanların yanında olmak istese de Zeus’a  karşı çıkmaya kimse cesaret edemedi.

 Ya Pandora’nın Kutusu Hiç Açılmasaydı?

Zeus planlarını uygulamaya başladı ve insanoğlunun yaratıldığı kilden bir kadın yarattı. Bu kadına, tanrıların her biri zarafet, güzellik, narinlik gibi birçok güzel özellik verdi. Fakat Zeus bunların yanında kıskançlık, merak gibi özellikler de ekledi ve kadına Pandora (tüm tanrıların hediyesi) ismini verdi. Son olarak ise Zeus Pandora’ya, “Pithos” adında bir kutu emanet etti. Kutunun içinde tanrılardan özel hediyeler olduğu söylendi ve zamanı gelene kadar kutuyu açmaması tembihlendi.

Ya Pandora’nın Kutusu Hiç Açılmasaydı?

Pandora sonrasında Prometheus’un kardeşi olan Epimetheus’a eş olarak verildi, böylece Pandora’nın kutusu yeryüzüne ulaştı ve dünyada mutluluk içinde yaşamaya başladılar. Fakat bir gün merakına yenik düşen Pandora, Zeus’un onun kulağına “Aç Pandora, lütfen, lütfen aç ve çıkmamıza izin ver." diye fısıldamasıyla kutuyu açtı. Kutuyu açar açmaz kutunun içinden dünyaya kötülükler, mutsuzluklar, hastalıklar, savaşlar, kötü duygular yayılmaya başladı. Pandora büyük bir korku ve şaşkınlıkla kutuyu kapatmak istese de dünyaya kötülük çoktan yayılmıştı. Zeus’un planları istediği gibi ilerledi ve güzel şeylerin yanında artık kötülük de yayılmaya başladı.

Kutudan yayılan tüm bu kötülüklere ek olarak, kutunun içinde ayrıca umut da vardı. Yani dünyada kötülükler ile birlikte umut da yayılmaya başlamıştı. Serbest bırakılan tüm kötü duyguların peşinden umut da gitti ve her gittiği yere iyiliği götürdü.

Ya Pandora’nın Kutusu Hiç Açılmasaydı?

Peki Pandora’nın kutusu hiç açılmasaydı?

Antik Yunan’da Pandora’nın ortaya çıkış amacı insanların kötülüğün varlığını anlamlandırma çabasıdır. Bazı mitlere göre Prometheus’un insanlara verdiği şey bilgiydi ve insanların eline geçirdikleri şey ile şımarmaları, tanrılara baş kaldırmaları tanrıları sinirlendirmişti. Böylece Pandora gönderilmişti. Aslında, “önceden gören” anlamına gelen Prometheus, kardeşi Epimetheus’u uyarmış ve Zeus’tan ya da tanrılardan gelen hiçbir hediyeyi veya emaneti kabul etmemelerini söylemişti. Fakat mitlere göre bir kehanet gerçekleşecekse o artık kaderdir ve onun önüne hiçbir şey geçemez.

Pandora’nın kutusu hiç açılmasa ya da var olmasa dünya fazlasıyla tekdüze ya da sıkıcı olur muydu? Peki tüm bu kötü duyguların yanında umudun da olması tanrıların aslında insanlığa bir hediyesi miydi yoksa tam tersi insanlığa bir lanet miydi? Bu hala tartışılmakta olan bir konu. Umut; kimi zaman insanları ayakta tutup iyileştirirken kimi zaman da daha zorlu psikolojilere, hayal kırıklıklarına yol açıp insanoğluna zarar vermekte. Nietzsche’nin yorumuna göre Zeus, kötülüklerden fazlasıyla eziyet çekmekte olan insanın, yaşamı kestirip atmaması ve hep yeni eziyetler çekmeye devam etmesi için umudu da kutuya koymuştur. Ek olarak, aslında kötülüklerin arasında en kötüsü umuttur, çünkü insanın çektiği eziyeti uzatır, şeklinde de ifade eder.

Hiç kötülüğün veya kötü duyguların olmadığı, hatta umudun bile olmadığı pembe bir dünyada yaşamak ne kadar tatmin edici olurdu? Mutsuzluğun olmadığı bir dünyada mutluluk nasıl tarif edilebilirdi, ya da kötülüğün hiç var olmadığı bir yerde iyiliğin tanımı neydi? Her şey nasıl saf bir iyilikten ibaret olabilirdi veya her bir insanı diğerinden ayıran iyi veya kötü duygular ve özellikler nasıl belirlenebilirdi? Akla gelen bir sürü soru var tabii, insanı düşündükçe içinden çıkılamaz bir noktaya sürüklüyor. Bu hikaye genel olarak, insanlığın bilinmezlikler üzerine olan bu zayıflığının kötü sonuçlara neden olabileceğine dikkat çekmekte. Bu mitin üzerinden binlerce yıl geçmesine rağmen aynı zaaflar hala peşimizde; hala bilmediğimiz şeylerin peşinden koşuyor, kötülükler saçıyor ve bunların düzelmesi için umut ediyoruz.

Haftalığın PeP'te!

İlk 15'a giren her içerik ile 200 TL kazan!

En popüler yazar sen ol!

Okunma puanını artır, kazan!

Liderlik Tablosu'na göz at!

Bu haftanın en çok okunanları.

E-bültenimize abone ol!

Haftanın en popüler içerikleri, en çok kazananlar ve staj haberleri bültenimizde.

Gizlilik Sözleşmesi'nde belirtilen hüküm ve koşulları kabul ediyorum.