Datça'dan Kaçırılan Aslan

Kültür ve Sanat - 13 Eylül, 2021 - Okuma Süresi: 4 Dk.

13 Eylül, 2021

Datça'dan Kaçırılan Aslan

Datça'dan Londra'ya padişah fermanı, halk yardımıyla Kaçırılan hüzünlü bakan bir Aslan'ın hikayesi.

Ülkemiz toprakları ağırladığı bunca uygarlığın doğal bir sonucu olarak tarihi ve kültürel miras yönünden oldukça zengindir. Özellikle Ege ve Akdeniz kıyıları binlerce tarihi eseri yer altında ve üstünde misafir etmeye dün olduğu gibi bugün de devam etmekte.

Ancak maalesef, toplumun tarihi mirasın önemi ve korunması konusunda yeterli duyarlılığa sahip olmaması, bu kıymetli kültürel birikimin geriye oldukça tuhaf hikayeler bırakarak silinip gitmesine neden olmakta. Bunun bir örneği de bu yazının konusu Datça Aslanı, namı diğer 'Knidos Aslanı'.

1840'larda İngiliz amiral Spratt padişahtan aldığı izinle Osmanlı topraklarına geldi ve tüm ülkeyi karış karış gezerek önemli tarihi eserleri, yer altı ve üstü kaynakları bir bir listeledi. Ardından zaman kaybetmeye lüzum görmeden gemilerini Patara'ya demirledi, Likya uygarlığı kalıntılarından başlayarak sandık sandık tarihi eseri gemilerine taşıtarak ülkesine kaçırdı.

Maalesef o sandıkları gemilere taşıyanlar ise, onları 'toprağı eşeleyen deli İngilizler' olarak gören Türk köylülerdi.

Amiral Spratt'ın başlattığı bu 'yağma' serüvenini bir diğer kaşif veyahut 'yağmacı' Sir Charles Fellow takip etti. Fethiye'nin Xhantos antik kentinde bulduğu Nereidler anıtını 'koruma altına almak istediği' bahanesiyle yine padişaha çıkarttırdığı fermanla Londra'ya taşıdı.

Tüm dünyanın Isaac Newton olarak tanıdığı Charles Thomas Newton ise o dönem British Museum'un  görevlisi olarak geldiği Datça Knidos'ta kazılar yaparak 212 sandık dolusu eseri ülkesine kaçırdı, hatta çabalarından ötürü Kraliçeden şövalye unvanı almayı da başardı. Ancak kaçırdığı yalnızca 212 sandık değildi.

Bu faaliyetlerin devam ettiği 1858 yılının sıradan bir gününde, Datça'dan 3 mil uzaklıkta bulunan antik Yunan kenti Knidos'ta Charles Thomas Newton,  namıı diğer Sir İsaac Newton (!)  tarafından düzenlenen kazıya yardım eden İngiliz arkeolog Richard Popplewell Pullan, Datça yakınındaki uçurumlarda yürürken denize nazır biçimde 18 metrelik bir mezar anıtının üstünde, kireç taşından yapılmış çekirdeği hâlâ sağlam fakat mermer kaplaması yerinde olmayan çok kıymetli bir aslan heykeli keşfetti. 11 ton ağırlığındaki bu heykel, Kızıl kayalar olarak bilinen bir konuma denizin her noktasından rahatça gözlenecek biçimde yerleştirilmişti.

Tıpkı Amiral Spratt'ın yaptığı gibi, Sir Newton da hiç vakit kaybetmeden köylülerin de yardımıyla diğer 212 sandık eserle beraber bu kıymetli aslanı da gemiye yükleyip Londra yolculuğuna uğurlandı.

Böylece, gözleri hüzünlü bakan, kullanılan materyal sebebiyle sabah ve akşam ışınlarını aldığında bal rengi aslan tüyü görünümüyle hayranlık uyandıran,  yapımında kullanılan lapis lazuli ve diğer mücevherlerle göz ve yüz ifadeleri dışarıdan malzeme kullanılmadan oluşan bu paha biçilmez kıymetteki Datça Aslanı da yitip gitmiş oldu.

Günümüzde British Museum'un girişinde, olması gereken Kızıl Kayalar'dan çok uzakta, hafif mahcup hüzünlü ifadesiyle gelenleri karşılamakta.

Bununla beraber Knidos Aslan'ının esasen üzerinde bulunduğu, götürülemediği için hâlâ buralarda bulunan mabet ise yıkılmaya yüz tutmuş vaziyette.

2008'de Datça Belediyesi aslanını İngiltere'den geri talep etse de maalesef olumlu bir sonuç alınamamış.

Üstelik yalnızca Knidos Aslan'ı değil kaçırılan sandık sandık tarihi eserin her biri günümüzde British Museum raflarında sergilenmekte.

Medeni toplumum bilinçli her ferdi sorumluluğunu bilmeli, tarihin en kıymetli delillerinin tarihi eserler olduğunu benimseyip geçmişin aksine en ufak parçasına dahi dört elle sarılmalı.
 

Haftalığın PeP'te!

İlk 15'a giren her içerik ile 200 TL kazan!

En popüler yazar sen ol!

Okunma puanını artır, kazan!

Liderlik Tablosu'na göz at!

Bu haftanın en çok okunanları.

E-bültenimize abone ol!

Haftanın en popüler içerikleri, en çok kazananlar ve staj haberleri bültenimizde.

Gizlilik Sözleşmesi'nde belirtilen hüküm ve koşulları kabul ediyorum.