Yaşamı Sırlarla Dolu, Dünyaca Ünlü Fotoğrafçı: Vivian Maier

KÜLTÜR VE SANAT

Yazar: Ece Şeref

Vivian Maier 1 Şubat 1926 tarihinde New York‘un Bronx ilçesinde, Fransız bir anne ve Avusturyalı bir babanın çocuğu olarak doğan Amerikalı bir dadı ve aynı zamanda döneminin en iyilerinden kabul edilen bir fotoğraf sanatçısıdır.

ABD'de doğmuş olmasına rağmen, gençlik yıllarını Fransa’da geçirir. Babasının ölümünün ardından  annesini de kaybetmesiyle birlikte ailevi hiçbir bağı kalmayan Maier, bir tekstil atölyesinde çalışmaya başlar. Ailesi, hayatının çok erken dönemlerinde tamamen resmin dışında kalmıştır ve bu durum hayatının geri kalanında onu tekil bir yaşama zorlar. Hiç evlenmemiş ve çocuk sahibi olmamıştır, sosyal bir hayatı ve  onu “tanıdığını” söyleyebilecek yakın arkadaşları da yoktur. 1949'da hala Fransa'da iken, ilk fotoğraflarını çekmeye başlar. Kamerası mütevazı bir Kodak Brownie kutu kamerasıdır, bu kamera yalnızca bir deklanşör hızına sahip amatör bir kamera olup odak kontrolü ve diyafram kadranına sahip değildir. Maier, bu süreçte tekstil atölyesindeki işini, başladıktan kısa süre sonra, kendisine ve sanatına zaman ayıramadığı gerekçesiyle bırakır.

1951 yılında Maier, 'De-Grass' vapuruyla New York‘a geri döner ve Southampton'da -hayatının geri kalanında yapacağı iş olan- dadılık yapmak için bir ailenin evinde yaşamaya başlar. Fırsat bulduğu her an, Maier fotoğraf sanatıyla ilgilenmeye devam eder. 1952'de Rolleiflex marka fotoğraf makinesi satın alır. Bu makine onun pek çok fotoğrafında da göreceğimiz, twin lense reflex özellikli makinesidir. Dadılık mesleğini yaparken,bir yandan da kendi iç dünyasını yaratır ve gizemli görüntüsüyle, sokaklarda dolaşmaya başlar. Sürekli taktığı fötr şapkası, üzerine giydiği bol erkek gömlekleri, ayağındaki asker botları ve Rolleiflex marka kamerasıyla sokaklarda dolaşan sanatçı, neredeyse tanıştığı herkese kendini farklı bir isimle tanıtır. Maier, 1956 yılına kadar New York’ta bu aile ile birlikte kalır. Ardından Chicago’nun North Shore banliyölerine taşınır, başka bir aile Vivian'ı üç oğlu için dadı olarak işe alır ve hayatının geri kalanında bu aile ona en yakın insanlar olur. Chicago'ya taşındığında, kendine ait özel bir banyoya ve karanlık bir odaya sahip olmanın lüksünü yaşamıştır. Kendine özel bu alan, filmlerini banyo etmesine ve kendi Siyah&Beyaz film rulolarını geliştirmesine olanak sağlar. Bakıcılık yaptığı çocuklar yetişkinliğe ulaştığında , yetmişli yılların başında işten çıkarılır. Dadılık yapmak için aileden aileye geçerken, banyo edilmemiş film ruloları ve baskısı yapılmamış negatifleri de bir yandan hızla birikmeye başlar.

Bu sırada Maier, renkli fotoğraflar çekmeye başlar, çoğunlukla Kodak Ektachrome 35mm filmi kullanır, Leica IIIc ve çeşitli Alman SLR fotoğraf makineleriyle çekimler yapar. Renkli fotoğrafları Maier’in bundan önceki çalışmalarından oldukça farklıdır ve zaman geçtikçe fotoğrafları daha da soyut hale gelir. Fotoğraflarındaki insanlar yerlerini yavaş yavaş nesnelere, yerde bulunan eşyalara, gazetelere, grafitilere bırakırlar. Bu nesneler aynı zamanda Maier tarafından kurtarılarak biriktirilmiş bir yığına dönüşmeye başlamıştır. 1980'lerde Vivian, çalışmalarıyla ilgili başka zorluklar yaşamaya başlar. Ekonomik sıkıntıları ve çalıştığı yerlerdeki istikrarsızlık bir kez daha sanatının işlemesini durdurur ve film ruloları tekrar yığılmaya başlar. 1990'ların sonundan 2000’lerin başına kadar, Vivian fotoğraf makinesini ve sanatını bırakır ve ayakta kalmaya çalışırken eşyalarını bir depoda tutar. Bir dönem evsiz yaşadıktan sonra, çalıştığı bir ailenin ödemesine yardım ettiği küçük bir stüdyo daireye geçiş yapar. Depodaki eşya ve fotoğrafları 2007 yılında kiranın ödenememesi nedeniyle satılıncaya kadar biriktirdiği eşyaların ve fotoğrafların çoğu depodadır. O sıralarda yazdığı kitap için Chicago ve New York’un eski fotoğraflarını arayan John Maloof, açık arttırmada satılan Maier’in eşyaları arasından çıkan negatiflerle dolu bir koliyi satın alacak ve böylece Maier’in fotoğraflarını gören ilk kişi olacaktır. Aynı dönemlerde, 2008 yılında Vivian bir buz parçasına basıp kayar ve düşer. İyileşmesi beklenirken, sağlığı daha kötüye gider ve zorunlu olarak huzur evine yerleştirilir. Bundan kısa bir süre sonra 21 Nisan 2009’da hayata sessizce veda eder; ardında büyük bir bilmece ve kendisinin bile göremediği binlerce fotoğraf negatifiyle.

Bu sırada Maloof içinde 100.000’den fazla negatifin bulunduğu koliyi yaklaşık 400 dolara satın almıştır. Fotoğrafları görünce çok etkilenen Maloof, içinde Maier’in kendi portrelerinin de olduğu binlerce fotoğrafı çevresindeki insanlarla paylaşır ve daha önce hiç bilinmeyen bir sanatçıyı gün yüzüne çıkarmış olur. Maloof daha sonra araştırıp bulabildiği bütün negatifleri toplamaya çalışır. John Maloof fotoğrafları nasıl değerlendireceğini düşünürken en sonunda eBay’de satmaya karar verir ve fotoğraflar çok ilgi görür. John Maloof, bu büyük keşfi insanlara daha fazla tanıtmak için 2013 yılında “Vivian Maier’i Bulmak” adında bir belgesel film yapar. Bunun dışında New York galerisinde çok ilgi gören bir Maier sergisi açılır ve “Vivian Maier: Sokak Sanatçısı” ismiyle fotoğraflarının derlendiği bir kitap yayınlanır. Böylece Maier, yaşamında kimseyle paylaşmadığı eserleriyle öldükten sonra dünyaca ünlü bir sanatçı olmuştur. John Maloof’un “Vivian’ı tarih kutusuna yerleştirmek istiyorum.” derken gösterdiği samimiyet ise onu tanıdığımız  sürecin büyüsünü özetliyor.







Maier’ın tüm fotoğraflarına ve eserleri hakkında daha fazla bilgiye www.vivianmaier.com adresinden ulaşabilirsiniz.
 

Kaynak: Kampüste Ne Var