Synesthesia

PSİKOLOJİ

Yazar: Onurcan Ongün

Dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren hayatta kalabilmek için çevremizi algılamaya ve öğrenmeyen başlıyoruz. Bu işlemi, beş duyu organımızdan aldığı bilgilerle beynimiz gerçekleştiriyor. Vücudumuzu ve çevremizi algılamak adına görme, koklama, duyma, dokunma ve tat alma gibi eylemlerden her zaman faydalanıyoruz. Peki duyu organlarımız gerçekleştirdiğimiz bu eylemleri, beynimize yanlış aktarsaydı ne olurdu? Örneğin; kulağımız kirazdan sesler geldiği bilgisini beynimize aktarsaydı ya da dinlediğimiz bir şarkıdan limon kokusu alabilseydik neler olurdu, hiç düşündünüz mü? Cevabı, sizler için araştırdık ve bir nörolojik rahatsızlık olan “Synesthesia” ile karşılaştık. Birçok ünlü sanatçıda ve bilim insanında (Nicola Tesla, Richard Feynman, Vladimir Nabokov, Amy Beach, György Ligeti, Henrik Wiese vb.) da rastlanan ve kendileri için hastalıktan çok ödül olarak gördükleri bu rahatsızlığın detayları yazımızda. 

Synesthesia’nın kelime kökenine baktığımızda Antik Yunan’da “birleşik duyu” anlamına gelen bir terimden türetildiğini görüyoruz. Birçok insanda olmasına rağmen fark edilmeyen bu rahatsızlık, ilk olarak İngiliz filozof John Locke tarafından 1689 yılında kaleme alınan “An Essay Concerning Human Understanding (İnsan Anlayışına İlişkin Bir Deneme)” isimli çalışmasında karşımıza çıkıyor. Peki kelime köklerine baktığımız ve ilk kez ne zaman farkına varıldığını öğrendiğimiz Synesthesia rahatsızlığı nedir? Bir duyumuz harekete geçtiği anda alakasız başka bir duyumuzun da işin için girmesiyle birden fazla algı modunun yaratılmasıdır. Yani; Synesthesia rahatsızlığı bulunan kişiler, dünyayı harmanlanmış duyularla algılıyorlar. Böylece müzikleri renklendirebilir ve koklayabilirler, renkleri duyabilir ve koklayabilirler, harf ve sayıları cinsiyet ve kişiliklerle ilişkilendirebilir, aynı zamanda harf ve sayıları renklerle de ilişkilendirebilirler. 

Bu duruma örnek vermek gerekirse; bu kişiler, bir şarkı dinlerken aynı anda o şarkıdan portakal kokusu alabilirken, kırmızıyı duyabilirler. Yine bu rahatsızlığa sahip kişiler için dört sayısı; sarı, beş sayısı; mor, yedi sayısı; yeşil olabilir. Peki, "bu nasıl oluyor" sorusu kafanızda oluşmuş olabilir. Bu durumu, dilerseniz size bir örnekle anlatalım.

Üst tarafta yer alan fotoğrafın hiçbir yerinde Türk bayrağıdır yazmamasına rağmen onu ilk gördüğümüz anda beynimiz otomatik olarak algılar ve direkt olarak Türk bayrağı diyebiliriz. İşte Synesthesia rahatsızlığında da durum aynı bu şekilde otomatik olarak gerçekleşmektedir. Beyin, direkt olarak beş sayısı ile mor renk arasında bir bağ kurmaktadır.

Bilim insanları yaptıkları çalışmalar sonucunda henüz tam olarak Synesthesia’nın insanlarda nasıl ortaya çıktığını bulamamıştır. Ancak, bilim insanları yapılan çalışmalarda elde ettikleri verilere göre Synesthesia’nın, insanlarda var olan bir hastalığın sonucunda (Epilepsi vb), kafaya alınan bir darbeyle veya kimyasal besinler tarafından ortaya çıktığını ve genetik yollarla aktarıldığını tahmin etmektedir. Hastalar üzerinde yapılan incelemelerde, hastaların matematiksel zekalarının daha düşük olduğu tespit edilmiş ve elde edilen veriler, ışında kesin olmamakla birlikte Synesthesia rahatsızlığının beynin sol yarım küresiyle ilgili olduğu, kadınlarda ve iki elini birden kullanabilen insanlarda da daha sık görüldüğü belirtilmiştir.

Son olarak, yazımıza başlarken Synesthesia rahatsızlığı bulunan birçok ünlü sanatçının ve bilim insanının bu durumu bir ödül olarak gördüğünden bahsetmiştik. Bunun nedeni ise, bu rahatsızlık ile beraber diğer insanlardan daha farklı bir şekilde algıladıkları dünyada, yaratıcılıklarını ortaya çıkarmayı başarmaları ve sanatsal başarı zorlamalarıdır. Sizlerle birlikte Synesthesia rahatsızlığı olan insanların dünyasında ufak bir keşif yolculuğu yapmış olduk. 
 

 

 

Kaynak: Kampüste Ne Var