Sevginin Yaşı Olmaz - Doğa, Çevre ve İnsan

HABERLER

Yazar: Kampüste Ne Var?

İnsan, milyonlarca yıldan beri var olan bir doğada dünyaya gelir. Dünyaya ilk kez gözlerini açtığında benliğinde doğayı kabul etmişlik, onun bir parçası olmuşluk vardır. Ne var ki, zaman geçtikçe doğayla arası açılır. Çevresinde günden güne artan yapaylık insanı doğadan uzaklaştırıyor sanırım. “Nasıl olsa şu an oksijen var ve yarın da olacak.”, “Suya şu an ulaşabildiğim gibi yarın da nasıl olsa ulaşabileceğim.”, “Neyse ki bu kış çok yağış olmadı da günlük hayatımız aksamadı.”, gibi düşünce yanılgıları mı uzaklaştırıyor insanı doğadan? Evet, yine oksijen olacak, su olacak ama nasıl ve ne miktarda olacak?

Neyse ki doğadan, çevreden ve insandan uzaklaşmamış, hala dünyanın ve yaşamın geleceğini düşünen insanlar var ki doğayı, çevreyi, insanı, iklimi düşünmenin yaşla, statüyle bir ilgisi olmadığını bize gösteriyorlar.

40 Yıldır Ağaçları Aşılayan Mehmet Amca

Manisa’da yaşayan 64 yaşındaki Mehmet Şafak, 40 yıldır günde 10 km yürüyerek ağaçları aşılıyor. Manisa’da bulunan Spil Dağı’ndaki yaban yaşamının devam etmesi için çabalayan Mehmet amca, "Aşıladığım ağaçların meyve verdiğini, hayvanların bu meyveleri yediğini görünce sevinçten ağlıyorum", deyince insan bir garip hissediyor. Mehmet amca, özellikle Spil Dağı’nda uzak noktalardaki ağaçlara aşı yapmaya gayret ediyor. Bunun nedenini de “Hayvanlar rahat etsin diye” olarak açıklıyor. Mehmet amcanın da elinden bu geliyor ve bu şekilde sürdürülebilirliği sağlamaya çalışıyor.

Peki Kars’taki Selim İstasyonu’nu görmüş müydünüz?

Bozkırın tam ortasındaki bu vaha görüntüsünün arkasında yine doğaya gönül veren insanlar var. TCDD’nin 1973-74 yılları arasında tren yollarının, kışın sert etkilerinden korunması için başlattığı ağaçlandırma çalışmasıyla tren yollarının iki tarafına çam fidanları dikilmiş. Ağaçların hala yeşil kalabilmesi ise istasyon amirleri sayesinde! Amirler, kendi istasyonlarındaki her ağaçla tek tek ilgilenip sulamışlar, vakti geldiğinde dallarını budamışlar. Bu sayede bozkır coğrafyasında küçük bir orman ortaya çıkmış.

İstanbul’un Sarı Poşetli Kızı

Beyoğlu’nda yaşayan bir yüksek lisans öğrencisi olan 24 yaşındaki Ceren Baştürk’ü Kasımpaşa, Şişhane, Eminönü esnafı 'sarı poşetli kız' olarak tanıyor. Ceren, omzuna taktığı sarı poşetler ile esnafları ziyaret ederek plastik atıklar topluyor. Topladığı bu atıkları ise çeşitli noktalarda bulunan mamamatiklere götürerek karşılığında sokak hayvanları için mama alıyor ve bunları minik dostlarımız ile paylaşıyor. Mamamatikler de geri dönüşüm için plastikleri ilgili yerlere ulaştırıyor. ‘Sarı poşetli kız’ artık esnaf tarafından beklenir, sokak hayvanları tarafından yolları gözlenir olmuş. Ceren, şehirdeki atıkları bu şekilde dönüştürerek fayda sağlamak için elinden geleni yapmaya çalışıyor.

Bir fikir ve içten gelen istek insanı, doğayı, yaşamı değiştirebiliyor. Göründüğü gibi bunun ne yaşla, ne statüyle ne de yaşanılan yerle bir ilgisi yok.

Belki senin de böyle dönüşümler için fikirlerin var ama nasıl ve nereden başlayacağını bilemiyorsundur. 

O zaman sana bir haber verelim. Yıldız Holding ve TURMEPA/Deniz Temiz Derneği tarafından verilen “Sabri Ülker Çevre Ödülü” 27 Nisan 2020’ye kadar başvuru almaya devam ediyor. 100 BİN TL büyük ödülü olan bu yarışma, iklim değişikliği ve gezegen sağlığını odağına alarak daha iyi bir gelecek için çıkacak her fikrin ne kadar kıymetli olduğunu ve bunlara mutlaka kulak verilmesinin önemini de gösteriyor.

Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için birlikte çalışmak istersen, aşağıdaki linke tıklayarak başvuru için detaylı bilgi alabilir ve projeni yükleyebilirsin.

Link