Ölümsüz genler

BİLİM VE TEKNOLOJİ

Yazar: Kampüste Ne Var?

Hazır mısın? Şimdi seni hayatın en uzaktaki sınırlarına götürüyoruz! 

Ölüm gerçekten varlığımızın sonu mu? Plato’dan Blue Oyster Cult’a kadar bir sürü büyük düşünür bu soruyu tartıştı. Günümüzde yapılan çalışmalarda ölümden sonra, hayatın bir açıdan devam ettiği söylenmekte: Genler öldükten birkaç gün sonra canlanıyor. Araştırmacılar, bu ölüm sonrası aktivite sayesinde organ bağışında kullanılabilecek organların daha iyi korunma yollarına veya otopside ölüm nedenlerinin daha doğru bir şekilde saptama olanağına sahip olacaklar. 

Washington Üniversitesi mikrobiyoloğu Peter Noble’nin, çalışmasına başlarken tabii ki dünyayı yok edecek zombileri yaratma fikri yoktu. Bunun yerine o ve onun gibi bilim adamları, gen aktivite ölçülerini ayarlamak için yaratılan yeni bir metodu test etmek istediler. Ve araştırmaları dehşet verici bir sonuç aldı; iki sene önce çeşitli insan organlarında bazı mikropların bolluğuyla alakalı bir yazı yayınladılar ve metotlarını cansız deneklerde uygulamak istediler. Bu konu hakkında Noble; ‘Öldükten sonra ne olduğunu anlamak için yapılan meraklı bir deney’ demişti.

Bazı bilim adamlarının daha önce insan kadavralarından kan ve ciğer dokularını araştırıp, sadece birkaç tane genin ölüm sonrası aktiviteye dahil olduklarını bulmalarına rağmen, Noble ve meslektaşları sistematik olarak 1000 taneden fazla gen değerlendirdiler. Takım, hastalanmış fare ve zebra balığı dokularında hangi genlerin çalıştığına bakıyordu. Bu deneyde fareler için 4 günü ve balıklar için 2 günü baz alıyorlardı.

İlk başta araştırmacılar bu genlerin, tıpkı bozulan bir arabanın parçaları gibi, ölümden sonra çalışmayacağını tahmin etmişlerdi. Ama şimdi bunun yerine yüzlerce genin sayısında artış tespit ettiler. Hayvanlarda bazı genler, canlının ölümünden sonraki ilk 24 saatte aktivitelerini arttırsalar da sonrasında sayıca azalmaya başlıyordu. Bu süre balıklarda 4 günü buluyordu. 

Bu ölümden sonra oluşan genler acil durumlarda yararlı oluyorlar; iltihabı engellemek, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve stresi azaltmak. ‘Lakin asıl hayrete düşüren, gelişimsel genlerin ölümden sonra canlanmaları,’ diye not düşüyordu Noble. Bu genler normalde embriyoya şekil verirler ve doğumdan sonra vücutta ihtiyaç duyulmazlar. Araştırmacılara göre yeni ölmüş cesetlerde hücre şartlarından dolayı bu genlerin embriyodakilere benzemeye başlaması, ölüm sonrası yaşanan uyanmaya neden olabilir. Takım aynı zamanda kansere neden olan genlerin, daha aktif olduğunu tespit etmiştir. Noble’a göre, bu sonuçtan sonra, organ naklini yakın zamanda hastalanmış birinden sağlayan bir bireyin kanser olma riski artmakta. 

Araştırmayla bağlantısı olmayan, Pacific University (Hilsboro, Oregon) farmakoloğu Ashim Malhotra ise konu hakkında şunları söylemiştir: ‘Bu çok nadir yapılan bir çalışma. Özellikle organ nakli yapılacağı zamanlarda, insanlar öldükten sonra organlarına ne olduğunu anlamak çok önemlidir.’ Takımın gen ölçümüne bu yaklaşımı, organ naklinin kalitesini tahmin etmek için kullanılan tanısal bir araç olarak görülebilir.

Noble ve iki meslektaşı, bioRxiv’de birlikte paylaştıkları bir yazıda gen aktivitesinin kullanabileceği başka bir konudan bahsettiler: Ölüm zamanını tahmin etme. Bu yaklaşım, Chaminade Üniversitesi adli bilim adamı David Carter’ı bir hayli etkilemiş. Cinayet masası için ölüm zamanının her davada çok önemli olduğunu belirten Carter, bu öneme rağmen konu hakkında ileri durumda olmadıklarını da eklemiştir. Tahminler genellikle, telefon görüşmesi veya mesajları gibi kadavrayla ilgili olmayan kanıtların üstünden yürütülüyor. Bunu üstüne Carter, ‘Ölüm araştırmaları için önemli potansiyel taşıyan bir teknik geliştiriyorlar,’ diyor.

Ölümden sonra hangi gen canlanırsa canlansın, bir fare ya da zebra balığı yarar sağlayamamakta. Araştırmacıların gözlemlediği gen aktivitesinin kalıpları, normalde bir organizmayı işlevsel kılan karmaşık etkileşen gen ağlarının gevşemesiyle ortaya çıkanları temsil ediyor olabilir. Bazı genler uyanabilir çünkü onları susturan diğer genler artık kapalı durumdadırlar. Noble’a göre bu değişimleri gözlemlemek, araştırmacıların bu ağın nasıl evrimleştiği hakkında daha çok bilgiye ulaşmalarını sağlayacak. ‘Bu çalışmanın özeti; ölümü araştırarak hayat hakkında bilgi kazanmaktır’.

Kaynak: sciencemag