Müzikte Afro-Amerikanların çağı

KÜLTÜR VE SANAT

Yazar: Kampüste Ne Var?

Siyahi müziğin gücü, güzelliği ve ötekileştirilmesiyle birlikte siyahi sinemayı yükseltmek istiyorum – Arthur Jafa

Kendrick Lamar’ın single olarak çıkardığı “Element” müzik videosunun 39. saniyesinde fevkalade bir olayla karşılaşıyoruz. Sahnede bir çocuk yeşillik alanda uzanıyorken, alnında bir haziran böceği gezer. Çocuk bu böceğe, ucundan tuttuğu bir ip bağlamıştır. Yumuşak renk tonları ve ışıklandırmasıyla durgun ve göze çarpan bir görüntü oluşturan sahne, kendini klibin diğer kısımlarından ayırıyor. Sahnede anlatılansa, bir adamın dövüşmesi veya bu dövüşe hazırlanmasıdır. 


  ‘A Boy With June Bug ‘Gordon Park                 


 ‘Element’ Kendrick Lamar                                                         

Sahne aynı zamanda Gordon Park’ın 1963’te çektiği ünlü ‘Boy With June Bug’ fotoğrafının rekreasyonudur. Klip boyunca Park’ın fotoğraflarına ithaflar bulunmakta. Bunlardan birkaçı; ‘Black Muslims Train in Self-Defense’ ‘Ethel Sharieff’ ve ‘Untitled’dır.

 

Klipte Lamar’ın sivri sözleriyle birlikte, ABD’de büyüyen bir siyahı çocuğun, nasıl bir karmaşa ve çelişki içinde yaşadığını görüyoruz. Sakinlik, masumluk ve zarafetin nasıl şok edici, kafa karıştıran şiddet gösterileriyle yan yana koyulduğuna şahit oluyoruz. 

Lamar, müzik videolarına kendini ifade etme konusunda seviye atlatan tek sanatçı değil. Şu an siyahi sinemasının devrim yaşadığı bir dönemdeyiz. Yönetmen ve sinematograf Arthur Jafa ve çağdaşları, klipte görünenlere benzer kışkırtıcı ve meydan okuyan sahnelerin sinemadaki yoğunluğunu artırmışlardır. Bu kişilere Beyonce, Solange, Lamar ve Kamasi Washington da dahil. 

Bu sanatçıların her biri, siyahi insanların komplike hayatları kadar sosyopolitik yaşamlarını en iyi şekilde yansıtmak için dönemin araçlarını güçlü bir şekilde kullanıyorlar. Onları diğer sanatçılardan ayrıştıran özellikleri; biçimle yaptıkları deneyler, sözlerle her zaman alakası olmayan sahnelere bağlılıkları ve tarihteki siyahi sanatçılardan esinlenerek yarattıkları yakarmaları...

Jazz sanatçısı Kamasi Washington’ın 14 dakikalık kısa filmi ‘Truth’ un bir sahnesinde, Harlem sanatçısı Roy DeCarava’nın fotoğrafı ‘Ellington Session Break’in rekreasyonu yapılmıştır. Roy DeCarava ‘Guggenheim Fellowship’ kazanan ilk siyahi fotoğrafçıdır. Şarkı ilerledikçe, kamera da sahnenin içine girmeye başlar ve fotoğrafla yaşanmayacak bir deneyim ortaya çıkar.

Modern bir jazz sanatçısının hem eski bir meslektaşıyla(Ellington) bağlantı kurması hem de Harlem’in en büyük sanatçılarından birine saygı göstermesi heyecan verici ve duygusal anlamda yoğundur.

Beyonce ve Solange de tarihteki siyahi artistlerin çalışmalarına, ‘Lemonade’ ve ‘A Seat At The Table’ albümlerinde, yine Arthur Jafa’nın görsel dehasıyla birlikte, saygılarını sunmuşlardır. 

Julie Dash’in 1991'de sunduğu ‘Daughters of the Dust’ klasik filminde, Güney Carolina’da bulunan Gullah topluluğu anlatılır. Filmde 3 ayrı kadın jenerasyonu konu olurken, bu kadınların ana karaya göçlerini konu alır. Filmde bu kadınların çektikleri zorlukları ve Batı Afrika kültürünü nasıl koruduklarını görmekteyiz. Beyonce demin bahsettiğimiz albümden 4 müzik klibinin (‘Pray You Catch Me’, ‘Love Drought’, ‘Forward’, ‘Freedom’) bazı sahneleri bu filmden esinlenmiştir. 

Love Drought’ klibinin başında yaşlı bir kadın belirir. Kadının üstünde 19.yy’dan kalma bir elbise olup sırtı kameraya dönük şekilde New Orleans’taki Superdome Stadium’unun ihtişamından küçük bir karınca gibi gözükür. Bu ötekileştirme ve hasretin yansıması olan güçlü görüntünün arkasında Carrie Mae Weem’in ‘Roaming’ serisi yatmaktadır. Bu seride aynı şekilde Weem Roma’daki büyük tarihi kalıntılara, sırtı kameraya dönük bir şekilde bakar. 

Solange’in usta işi klibi olan ‘Cranes in the Sky’da da ‘Daugters of the Dust’ın izlerine rastlamaktayız. Bunun yanı sıra kocasıyla birlikte yaptığı ‘Don’t Touch My Hair’da birbirine çok benzeyen yeşil sweatshirt giyen ve dalgalı kahverengi peruk giymiş siyahi adamlar bulunuyor. Bu görüntü de Ganalı İngiliz ressam Lynette Yiadom-Boakye’nin ‘Complication’ adlı resminden esinlenmiştir. 


When and Where I Enter – Mussolini’s Rome’ Carrie Mae Weems  


Love Drought’ Beyonce

Bu videolarda kullanılan alışılmadık yumuşak renk tonları ve feminen estetik; ürün yerleştirme, kısa atlamalara ve kadınların cinsel obje hale getirildiği müzik kliplerine tokat gibi bir cevaptır. 

Jay-Z ise 4:44 klibinde bu farkındalığa katkıda bulunmak için değişik görsel ve kurgulara yer vermiş. 8 dakikalık videoda iki dansçı hayattan kesitleri yorumluyor, sahneler Jay-Z’nin bir koca olarak başarısızlığını itiraf etmesini temsil ediyor.

Klipte; Nina Simones’un ‘Feeling Good’ şarkısını söyleyen küçük bir çocuk, polis şiddetinin görüntüleri, Ferguson’da 2014 senesinde yapılan protesto, Eartha Kitt ve Jean-Micheal Basquiat’ın görüntüleri, Al Green’in çok bulunmayan videoları, Jay-Z ve Beyonce’nin aynı sahneyi paylaştıkları ama asla birbirlerine dokunmadıkları veya bakmadıkları konser görüntüleri var. Şaheser, Jafa’nın, Kanye West’in ‘Ultralight Beam’ şarkısı için yapılmış video kolajı, ‘Love is the Message, TheMessage is Death’e kadar uzanıyor. 

Klip, siyahi olmanın verdiği acıyı, keyfi ve güzelliği damıtmanın yanında siyahi insanların acısının ve yaratıcılığının nasıl birbirine dolanmış olduğunu gösteriyor. Ava DuVernay, Ryan Coogler, and Gina Prince-Bythewood gibi film endüstrisinde önde gelen siyahilere rağmen konu; fikir ve hayal gücü ayrılığına gelince film sektörü kendini çok yavaş geliştiriyor. Fakat, bu bahsettiğimiz müzik öncülerinin ısrarı ve büyüyen imajları sayesinde, kendilerinden önce gelen üstatlarının ideallerini, yani siyahilere bakış açısını kırma çabasını yaşatmakta ve hatta yükseltiyorlar.


Yazının bonusu:



Kaynak: artsy