Mutluluk mümkün mü?

KİŞİSEL GELİŞİM

Yazar: Kampüste Ne Var?

Mutluluğu tanımlamak zordur, çünkü birçok insan için farklı şeyler ifade eder. Bazıları için mutluluk; hiç bahsetmediğimiz, özlem duyduğumuz bir duygudur. John Stuart Mill, "Kendinize "mutlu musunuz" diye sorun ve cevabınız evetse "Öyle olmaktan vazgeçersiniz" demiştir. Başkaları için ise mutluluk, hayatta yaptığımız her kararın temelini oluşturan kuzey yıldızıdır.

Herkesin içinde olan bir duygu olsa da, mutluluğu ortaya çıkarmak zor gibi duruyor. Çoğumuzun aklında hep bir soru işareti vardır; bu okula gidersem, bunu alırsam veya o kişiyle beraber olursam sonunda mutlu olacağım gibi. Oysa bu kadar kolay mı mutlu olmak, gelin bir inceleyelim.

Mutluluk cevap mı?

Günümüz hayatının temel yalanı “Başarı mutluluğa götürür.” Daha da kötüsü başarısız olmak mutsuzluk anlamına geliyor. Mutlu değilsek bir şey yanlış, kendimizi düzeltip 'doğru' yola geri dönmeliyiz. Fakat eski Yunanlılar, mutluluğu anlamak için acıyı tadıp anlamamız gerektiğini söylüyorlardı.

Daha da önemlisi, eskiler, mutluluğu farklı bir şekilde tanımlayarak, günümüzdeki haliyle alakası olmayan bir kavrama, bir bitkiye benzetiyordu. Aristoteles için, gerçek mutluluk, bilim adamlarının "gelişme" kavramı olarak tanımladığı eudaimonia (günlük mutluluk hazzından uzak, hayatının sonunda ulaştım diyebileceği sonsuz mutluluk hazzı) tarafından sağlanır.

Aristoteles, mutluluğun bir konum değil ancak bir alışkanlık olduğuna inanıyordu. Eudaimonia bir hedef değildir, fakat acı çekmeyi de içeren ve çoğunlukla bunları yapabilen bir yaşam biçimidir.

Bu düşüncede, Çin'in yin ve yangan kavramında da vardır - insan doğamızın gelip geçici mizaçlarına karşılık gelen doğanın akışı-.  Mutluluk arayışımızda zamanla huzursuz ve tatminsiz hale geldik. 

Bakış açını değiştir

Mutluluğun hayatın anlamı olduğunu düşünebilirsin. Toplumca mutlu olmaktan daha değerli olan duygular, mutluluğun yerine getiriliyor.

Bugünki zamanlarımızda, her zamankinden daha fazla bilgi ile karşılaşıyoruz. Beğeni veya takipten gelen kısa süreli zevk için ekranlarımızda saatler harcıyoruz. İlham almak için etrafımıza bakmalıyız, ilham verdiğini düşündüğümüz şeyleri sorgulamalıyız. Mutluluk, kişinin varlığı ile huzur bulma becerisidir. Bu yüzden her gün kendine sor, ne tür bir insan olmak isterim? Ve hayatımı nasıl yaşamalıyım? diye. 

Joseph B. Soloveitchik, The Lonely Man of Faith adlı kitabında mutluluğu aramakla ilgili bir cevap veriyor.

İki karakteri, Adam 1 ve Adam 2'yi özetliyor. 

Adam 1 dünyevi, hırslı ve hayatta para kazanmaya açtır. İşlerin nasıl yürüdüğünü sorar ve onun sloganı, başarıdır.

Adam 2 mütevazı, sade ve paylaşımcıdır. Neden burada olduğumuzu soruyor ve onun sloganı sevgi, yardım ve ona olan dönüşü.

Herhangi bir 'doğru' yol yoktur. Fakat kişilerin amaçları bize, bilge Yunanlıların hangisini seçeceğine dair az çok bir fikir verir.

Adam 1 başarıyla mutluluğun geleceğini istemektedir; Adam 2 ters bir mantık geliştirir:

Paylaştıkça, geri dönüşü olacaktır.

Hayatta istediklerini elde edebilmek uğruna, kendi önceliklerinizi önemsememelisiniz.

Kendinizi bulmak için kendinizi unutmanız gerekir.

Önemli olan, değerli olanın gerçekten ne olduğuna odaklanabilmektir. 

Aristo, mutluluğun 4 seviyesinin bulunduğunu söyledi:

  • Maddi zevkler; Yani nesneler
  • Ego hazzı; Yani durum
  • Tecrübe; Yani geri vermek
  • Aşkınlık; Yani amaç bulma

Modern hoşnutsuzluğumuz için maddi zevklerden mutluluk alıyoruz ve amaçlarımız uğruna maalesef çaba göstermiyoruz. Maddi zevklere bağımlı bir toplum olmayı seçiyoruz. Bu akıma kapılmamak bizim elimizde. Nasıl mı? Devam ediyoruz!

Küçük değişikliklerle büyük farklar

Öğrenmenin verdiği hevesle harekete geçirilen akıl ve bilginin gücüne inanıp bunların peşinde koşarak vaktimizi harcayabiliriz. Henry David Thoreau, "Aşktan ziyade, paradan ve şöhretten çok, bana gerçeği ver" dedi ve gerçeği aramak soylu bir görev olarak görülürdü. Belki de hayata gerçek anlam ekleyen, çevremizdeki, dostlarımızın ve ailenizin daha derin bir değerlendirmesidir. 

Sonunda, bu fikirlerin her birinin, ortak bilgeliğini kucaklayabiliriz. Sahip olduklarımızla bu günün tadını çıkarabilmek, kendi sıcak evrenimizi yaratabilmemiz bizim elimizde. 

Bu dünyadaki hayat tüm gizem ve güzellikleri ile ve acısı ile çok daha yoğun bir şekilde yaşanacak: Biz tökezleyip kalkmak, üzgün, emin, güvende, yalnız, sevinç ve sevgi duygularını hissediyoruz. Başka bir şey yok; Ama ben daha fazla bir şey istemiyorum. -

Christopher Hitchens