Cumhuriyetin fark yaratan kadınlarından heykeltıraş Sabiha Bengütaş

KARİYER, KİŞİSEL GELİŞİM

Yazar: Kampüste Ne Var?

Sanat ve kadın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu dönemde hak ettiği değeri yeni yeni görmeye başlayan iki kelime. Hele ki, heykeltıraşlık gibi yüzyıllarca toplumla arasında mesafe olduğu düşünülen bir sanat dalından bahsediyorsak, ilk Türk kadın heykeltıraş unvanına giden yolun zorluğunu hayal etmesi zor değil. Öte yandan Sabiha Bengütaş’ın heykeltıraşlık yolundaki hikayesi, barındırdığı katıksız sanat aşkı ve tükenmek bilmeyen azmi ile hepimiz için bir ilham kaynağı.  


Çocukluktan Gençliğe Sanat Dolu Bir Yaşam

Cumhuriyet kadınları, mücadeleleri ve tükenmek bilmeyen sevgileri ile cumhuriyetin her alanında çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. O eşsiz kadınlardan biri de heykel sanatının kilometre taşı olan Sabiha Bengütaş. 
Sabiha Hanım, 1904 yılında İstanbul’da doğar ve böylece hikayesi başlar. İçinde taşıdığı sanat aşkı, elinin kalem tutmaya başladığı ilk çocukluk dönemlerinde kendini gösterir. Her boş vaktini resim çizerek geçiren bu tutkulu küçük kız çocuğu, 16 yaşına geldiğinde bugünün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi resim bölümüne kaydolur. Resimden heykele geçişi ise, kendi kendine kopya ettiği antik bir büstün heykel bölümü hocası İhsan Bey tarafından keşfedilmesi ile gerçekleşir. Sabiha Hanım, hocasının yönlendirmesi ile heykeltıraşlık bölümüne geçiş yaparak; bölümün üç erkek öğrencisi birlikte ilk kadın heykeltıraş öğrencisi olarak yerini alır.

 

Heykel ile tanışmasının ardından asıl tutkusunu bulan Sabiha Hanım, büyük bir azim ve şevkle çalışmalarını sürdürür. Sanat eserlerinde belli bir stile bağlı kalmaktansa; hissetmenin, duygularını esere yansıtmanın ve olabildiğince sade kalmayı başarabilmenin önemli olduğuna inanır. Yeteneği ve başarısı ortada olan bu genç kadın sanatçı, ilk somut baskıları okul döneminde hissetmeye başlar. Açılan bir yetenek yarışmasında birinci olmasına karşın, ikinci olan erkek öğrenci yarışmanın ödülü olarak Avrupa eğitimine gönderilir. Sabiha Hanım, eğitimi sırasında bir hastalık geçirir ve 2 yıl süre ile okuldan ayrılmak zorunda kalır. 


Tüm Zorluklara Rağmen Yılmayan Bir Kadın
Ne hakkının elinden alınması ne de onu okuldan 2 yıl uzaklaşmak zorunda bırakan hastalığı sanatına duyduğu aşkın azalmasına neden olur. Aksine, her geçen gün daha büyük bir şevkle sanatına sarılır. Okulda katıldığı diğer bir yarışmada tekrar birinci olduğunda, okul yetkilileri yine onun yerine bir erkek öğrenciyi İtalya’ya göndermek ister. Ancak bu kez, Sabiha Hanım İtalya biletini almayı başarır. Roma’da kaldığı süre boyunca kendini oldukça geliştirir ve ülkemizin ilk kadın heykeltıraşı olarak ismini duyurmayı başarır. 

Türkiye’ye dönüşünün ardından, Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı’nın yapımında İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’nın asistanlığını yapar. Ardından, İtalya’ya geri dönerek 18 ay Canonica’nın atölyesinde çalışır. Yurt dışında aldığı eğitimin yanında İtalya’nın heykel sanatının kalbi olması Sabiha Hanım’ın mesleğe olan bakış açısını da geliştirir. 1933 yılında evlendiği diplomat Şakir Emin Bengütaş’ın yurt dışı görevleri sayesinde de Sabiha Hanım dünya sanatından beslenme ve sesini dünyaya duyurma fırsatını yakalayacaktır.

Türk toplumunun heykel sanatına alışma sürecinin hâlâ tamamlanamadığı o dönemde Sabiha Bengütaş, şair Abdülhak Hamit’in bir büstünü yapar. Ancak büst, Abdülhak Hamit'in ölümünün ardından yaşadığı evin bahçesine konulduğunda, İslami geleneklere aykırı olduğu gerekçesiyle çokça eleştirilir.

Eşiyle geçirdiği hayat boyunca gittikleri her ülkede durmaksızın çalışarak sanatını icra eder. Hatta eşinin Rusya görevi sırasında Moskova’da bir sergi açar ve sergi büyük ses getirir. Hayatının son günlerine kadar heykel yapmayı bırakmaz. Eşi ve kardeşlerinin ölümünün ardından sanatıyla hayata tutunan Sabiha Bengütaş, bir de kız çocuğu evlat edinir. Hayata gözlerini yumduğu 1992 yılına kadar, sanatıyla ve azmiyle hafızalara kazınan nice eserler bırakır.

Eserlerini yakından görmek isterseniz, Sabiha Bengütaş’ın ilk eserleri İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde sergileniyor.
 

Kaynak: Kampüste Ne Var