Anne Frank'in Hatıra Defteri: Acının arka yüzü

KÜLTÜR VE SANAT

Yazar: Gökçe Buse Doğan

İleride ben de dahil hiç kimse on üç yaşında bir kızın içinden geçenlerle ilgilenmeyecek gibi geliyor. Ama aslında bunun hiçbir önemi yok, ben yazmak ve daha da önemlisi kalbimden geçen bir sürü şeyi ortaya dökmek istiyorum.

Anne Frank’ın Hatıra Defteri, 30’un üzerinde dile çeviri, 16 milyon satış, UNESCO Dünya Mirası, Anne Frank Vakfı. Bunlar on üç yaşında bir genç kızın hayal edebileceğinden çok daha fazlası.

Bazı filmlerin başında ekrana gelen “Gerçek bir hayat hikayesinden…” cümlesi insanın tüylerinin ürpermesine neden olur. Anne’in kitabını eline aldığında da aynen böyle hissedeceksin. On üç yaşında, ergenlik çağının başlarında bir genç kız ve onun ailesiyle 2 yıl boyunca savaş sırasında bir tavan arasına saklanma hikayesi.


Anneliese Marie Frank, 12 Haziran 1929’da Almanya’da doğdu. Babası Otto Frank, annesi Edith Frank ve Anne’den üç yaş büyük ablası Margot Frank.

Almanya’da hayatlarını sürdüren aile, Otto Frank’ın Büyük Buhran sonucu işlerinin kötüleşmesiyle Amsterdam’a taşındı. Yedinci sınıfa kadar Montessori Okulu'na giden Anne, yahudilere getirilen kural ve sınırlamalardan yalnızca biri olan “Yahudiler sadece Yahudi okullarına gidebilir.” kuralına uymak zorunda kaldı. Yedinci sınıfı ablası ile aynı okulda okudu. 
On üçüncü yaş günü hediyesi olarak aldığı günlüğünü yazmaya başladığı sırada her şey yolundaydı aslında. Hiç kız arkadaşı olmadığı için günlüğüne “Kitty” adını vererek onu kız arkadaşı olarak gördü. O yaşta hepimiz neler yazdıysak günlüklerimize o da aynı şeyleri yazıyordu; doğum günü kutlamalarını, aldığı hediyeleri, sınıfı kimlerin geçip kimlerin geçemeyeceği vs.

Bir öğlen babasının “saklanmak” üzerine yaptığı konuşma Anne’nin canını sıkmıştı. Bir yıldan fazla bir süre içerisinde evlerindeki temel ihtiyaç maddelerini, kıyafetlerini ve mobilyalarını başka insanlara götürüyorlardı çünkü eşyalarının Alman halkının eline geçmesini istemiyorlardı. Artık sadece eşyalarını değil kendilerini de korumak zorundaydılar. Anne’nin ablası Margot için eve bir bildiri gelince biran önce gitmeleri gerektiğini anladılar. Ailecek İsviçre’ye gittiklerini bildiren bir not bırakarak kaçtılar.
Babaları Otto Frank’ın çalıştığı firmanın ortağı ve yakın dostları Bay van Daan ve ailesini de çağırıp görüştüler. Toplam yedi kişiden oluşan bu iki aile yanlarına valiz dahi almadan herkes yanına alacağı kıyafetleri üzerine üst üste giymek zorundaydı. Otto Frank’ın ofisinin olduğu binaya gittiler. Anne’nin “Arka Ev” olarak tanımladığı tavan arası artık bu iki ailenin sessizce saklanacakları tek yer olacaktı.

Anne Frank günlüğüne bütün detaylarıyla yaşadıkları her şeyi anlattı. İnsan ve çevre betimlemesi inanmakta güçlük çekeceğimiz kadar etkileyici. Savaşlar, işgaller ile ilgili okuduğumuz kitaplar çoğunlukla kimlerin kazanıp kimlerin kaybettiği hakkında olur. Bu günlük ise savaş sırasında gençlerin, çocukların neler yaşadığını en yalın, en gerçek haliyle karşımıza koyuyor. 
Hollanda hükümetinin Kültür ve Bilim Bakanı Bolkenstein'ın radyoda yaptığı konuşma sırasında, Hollanda halkının Almanlar'dan gördüğü zulme şahitlik eden tüm belgelerin toplanıp yayımlanması gerektiğini ve buna örnek olarak da günlükleri veriyordu. Anne Frank bu konuşmadan çok etkilendi ve savaş sonrasında bir kitap çıkarma kararı aldı. Yazdığı günlükler de bunun temeli olacaktı… Ancak 4 Ağustos 1944 sabahı bir ihbar sonucu saklandıkları binadan Yeşil Polisler tarafından çıkarıldılar. İhbarı yapanın kim olduğu bulunamadı. Toplama kamplarına gönderilen bu sekiz kişiden sadece Otto Frank hayatta kaldı. Anne Frank, ablası Margot Frank ile birlikte sürüldüğü KZ Bergen – Belsen, Lüneburger Heide’de tifüs salgınına yakalanıp hayatını kaybetti.

Baba Otto Frank kızının yazar olma hayalini gerçekleştirmek için Anne Frank Vakfı’nı kurdu ve Anne Frank’ın Hatıra Defteri’ni yayımladı. Otto Frank’ın ölümünden sonra kitap Anne Frank Vakfı’nın himayesi altına alındı.


 

Film ve dizi uyarlamaları

1959 yılında “The Diary Of Anne Frank” adıyla, başrollerini Millie Perkins ve Joseph Schıldkraut’ın paylaştığı bir film yayınlandı ve çok sayıda ödül aldı.


2009 yılında “The Diary Of Anne Frank” adıyla, başrollerini Ellie Kendrick, Tamsin Greig ve Lain Glen’in paylaştığı beş bölümlük bir mini dizi yayınlandı. 


Anne Frank’ın Hatıra Defteri tiyatroda

Altkat Sanat’ın 15 Ekim 2018 günü prömiyerini yaptığı Anne Frank’ın Hatıra Defteri sezon boyunca İstanbul, Ankara ve İzmir’de sergilenecek. 


Anne Frank Vakfı (AFF)

Otto Frank bu vakıf ile toplumlar ve dinler arasında daha iyi bir anlayışa katkıda bulunmak, insanlar ve milletler arasında barışı teşvik etmede rol almak ve gençler arasında uluslararası iletişimi teşvik etmek istedi.
Anne Frank kuruluşlarına verdiği desteğin yanı sıra, Paris'teki Aladin Projesi, UNICEF ve UNESCO'nun çocuk sadakaları da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki diğer kurum ve projeleri desteklemektedir.


Anne Frank Evi Müzesi 

Anne Frank Evi müzesi turistlerin yoğun ilgi gösterdiği müzelerden biri. Kapıda oluşan uzun kuyruklara takılmamak için haftalar öncesinden online bilet alınabiliyor. Bir tavan arasında 7 kişi ile her gün yakalanma ve ölüm korkusu içinde yaşamış, ergenliğinin getirdiği kimsenin onu anlamadığı ve yalnız olduğu düşüncesiyle sürekli savaşan; duygularını örtmek için şamata yapan, içindeki sesi duymamak için taşkınlıklar yapan bu genç kız belki de bize hayatımızda alabileceğimiz en büyük derslerden birini verdi:

Her şeye rağmen insanların kalplerinin iyi olduğuna hala inanıyorum.

 

Kaynak: Kampüste Ne Var