Altın Oran Nedir?

KÜLTÜR VE SANAT

Yazar: Mehmet Semih İpek

Güzelliğin Matematiği: Altın Oran

Lisede matematik öğretmenine “Hocam bunlar günlük hayatta ne işimize yarayacak?” diye sorarsın da sınıfa “Her şeyin içinde bir matematik var” der ya. Aslında haklılık payı var. 
İnsanın ve doğanın yaratılışından itibaren bize “Çok güzelmiş, harika” dedirten, alkışlama isteği uyandıran, “Bak bu şarkının bu kısmını çok seviyorum” dedirten her şeyin içinde altın oran var. Moda ve anlayışlar değişse de altın oranın gerçekliği hep aynı. Bir şey altın oranın kurallarından tam puan alıyorsa biz ona farkında olmadan “güzel” diyoruz.
Tarihte Eski Mısır ve Yunanlıların da üstünde çalışmalar yaptığı bilinen altın orana Keops Piramiti’nde bile rastlıyoruz. Leonardo da Vinci’nin “İlahi Oran” eserinde yola çıkış kaynağı olan  altın oran aslında Fibonacci sayılarından (fi sayısı Φ) oluşuyor.
Fibonacci dizisi her sayının kendinden öncekiyle toplanması sonucu oluşan bir dizi. Fibonacci sayıları, 0, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597, 2584, 4181, 6765... şeklinde devam eder. Bir Fibonoacci sayısı ile kendinden önceki sayıya bölümünden çıkan sonuç her zaman 1,618

http://kampustenevar.com/upload/1_92056.jpg

Altın oran insan bedeninde, hayvan ve bitkilerde, uzayda ve her yerde karşımıza çıkmasıyla ağızları açık bırakıyor. Tarihte altın oran keşfedildikten sonra insanlık sanatta, mimaride ve birçok alanda altın oranı kanun olarak kabul ediyor. Bu sayede kültür mirasını daha estetik hale getiriyor.
Yani altın oran, tasarımda “Kompozisyon Kuralları” denilen her şeyin başlangıç noktası.

Doğada Altın Oran

Evren yaratılırken, “Şu yıldız, dağ, nehir nerede dursa daha iyi olur?” sorusu altın oran kanunu ile yanıt bulmuş. Yani siz de günlük hayatınızın en sırdan anında bile “Şu koltuğu nereye koysam?” sorusunun cevabını diğer eşyaların da konumu ile altın oranı göz önünde bulundurarak değerlendirebilirsiniz.

http://kampustenevar.com/upload/2.jpg

Samanyolu galaksisinin tasarımında geçerli olan kanunun bir deniz kabuğunda bile karşımıza çıkması.

Resimde Altın Oran

http://kampustenevar.com/upload/3_85214.png

İnsan bedeninde altın oranın keşfinden sonra bu resimde uygulanır hale geldi. 

Mesela biliyor musunuz?

  • El parmaklarımızın birinci boğumu ile ikinci boğumu arasındaki oran 1,618
  • Kolumuzun dirsekten yukarıda kalan kısmı ile omuzdan elin parmak uzuna kadar olan oran da 1,618
  • Burun-üst dudak arasındaki mesafeyle, alt dudak-çene arasındaki oran da öyle…

Herkeste tamı tamına cetvelle ölçülebilir olduğu anlamına gelmiyor ama bilim adamlarınca ideale yakın vücut ölçüleri böyle kabul ediliyor.

Fotoğraf ve Sinemada Altın Oran
http://kampustenevar.com/upload/4.png
Sanat, tasarım ve teknoloji içerikleriyle YouTube’da özgün içerikler üreten Barış Özcan’ın “Matrix'ten 9 kompozisyon kuralı” videosunu izleyebilirsiniz. Bir film yönetmeninin gözünden altın oranın nasıl ele alındığını daha iyi anlayabilirsiniz.

Müzikte Altın Oran

Müziğin ritmi, toplam süreyle müziğin doruk noktasına ulaştığı an, oranlı bir şekilde yükselmesi ve düşmesi.
İşte bunlar dinlediğimiz zaman “Bu şarkının burasını çok seviyorum” dediğimiz yerler. Altın oran ve müzik dendiğinde tarihte ve bugün akla ilk gelen eser Beethoven’ın 5. Senfonisi.

Mozart’ın çağında piyano sanatları iki parçada ele alınırdı. 
Birinci bölüm, Anlatım (Müzik temasının işlendiği kısa bölüm)
İkinci bölüm,  zenginleştirme ve tekrar.
Mozart’ın C Major Sonat No1 eseri 100 ölçümden oluşuyor. 38 ve 62 ölçümlük iki parçaya ayrılıyor. Bu 38/62=0,613 değeri yaklaşık olarak Altın Oran değerine oldukça yakın.

Bu bütün bilgilerden sonra şu sorular ele almak verimli olacaktır:
“Güzellik gerçekten göreceli mi? Yoksa algılarımızın altın orana uygun gördüğü her şeye güzel mi diyoruz?” 
Altın oranın yer aldığı ile her şey “iyi-güzel” ise sanatın yorumlanabilir-kişisel olmasını ve sanat akımlarını nereye konumlandırabiliriz?